MISIR GÜNLÜKLERİ - DAHAB

Güncelleme tarihi: 13 Eki 2018


6.07.2017 – DAHAB

Bir günü tamamen yaşamak. Saat 23.40 civarında kalkacak otobüs için verdikleri adrese, iki farklı seviyede üstten geçen yolun olduğu yere gittik ev ahalisi olarak. Tabii ki “Mısır Saati” dedikleri saat kavramını uyguladılar, artık bakmamaya çalışıyorum ama en az 1 saat geç çıktık yola. gerçi şu ana kadar hiçbir yerde hiçbir şeyin tam saatinde olduğunu görmedim ama Mısır’da her şey maksimum gecikmeli yaşanıyor. Sözde 8 saat sürecek yolculuğumuza büyük otobüse sığmadığımız için minibüsten çok az daha büyük olan bir araçla başladık. Mısır aksiliklerin kolay yaşandığı bir ülke. Henüz 1 saat olmamıştı ki arabanın tekeri patladı. Yol kenarında zor bir şekilde de olsa yeni tekerlek takıldı. Ama yolculuk asıl şimdi başlıyordu. Öbür gün direkt güne başlanacağı için yolculuk sırasında hep uyumaya çalıştım. Ama her gözümü açtığımda bir kontrolden geçiyorduk, araç kontrol ediliyor, gerekirse pasaportlar kontrol ediliyordu. Araştırdığıma göre Muhafaza adı verilen 29 bölüme ayrılmış. Bunların sınırlarından geçerken de güvenlik kontrolleri yapılıyormuş. Bir sürü turist otobüsü bu kontrollerde kuyruk oluşturuyor, ve yol da bitmek bilmiyor. Neredeyse her durulan yerde sigara molası da verildiği için daha da uzadı yolculuk. Ayrıca otobüste sigara da içtikleri için daha da fena bir yolculuk oldu. Çöl ülkesi olunca, dümdüz bir yol kenarları uçsuz bucaksız kum olan bir alanda gittiğin yolun sonu gözükmeden dakikalarca gidiyorsun; uyanık kalırsan kafayı yersin yani. Psikolojik test gibi: Ne kadar sonuna ulaşamadığın yolda gitmeye dayanabilirsin?

DAHAB YOLCULUĞU

Saat 12’ye doğru Dahab’a vardık. Tüm program kaymıştı. 2 kişilik odama Tunuslu Anis ile yerleştim.

OTELİMİZ NESİMA RESORT

ŞArdından direkt Blue Hole (Mavi Delik) denen kumsala doğru gittik. Dahab’da taksiler kamyonet ve genel olarak insanlar kasanın içine binerek ulaşımı sağlıyorlar. Biz de kamyonetlere bindik, ve çok eğlenceli bir şekilde diğer kamyonetleri sollayarak, bağırışarak, bazı yerlerde hız da yaparak kumsala vardık. Blue Hole denen kumsalın özelliği, kıyıdan hemen birkaç metre sonra denizin birden çukurlaşması, 200 metreye kadar derinleşmesi. Burda Snorkel ile yüzdük. Su birden derinleşiyor, dibi görünmeyen koyu mavi bir renge bürünüyordu. Bu deliğin etrafını da rengarenk mercanlar ve etrafında dolaşan birbirinden farklı balık sürüleri çevreliyordu. Kızıldeniz’de ilk defa denize girmiş olmuştum ve hayatımda görmediğim mercan ve balıkları görmüştüm. Denize girdiğimiz yerden karşı kıyının dağları görünüyordu, orası Suudi Arabistan toprakları imiş. Denizden sonra başka bir otelde öğle yemeğimizi yedik. 3 tavuk kanat ızgara, pilav, domates salatalık salatası ve tahinli sos tarzı bir şey. Tahinli sos oldukça güzeldi. Normalde o gece Sina Dağı’na tırmanılacaktı. Fakat bir sonraki gün de dalış yapılacağı için oluşacak basınç farkından dolayı tüm program değiştirildi. Sanki ilk defa yapılıyormuşsuna hiçbir işi programlı ve düzgün yapamamalarını anlayamıyorum.

AIESEC GRUBU & MAVİ DELİK

Akşam Bedevi Partisi düzenlendi. Çöllerin göçebe halkı Bedeviler her ne kadar azalsalar da özellikle Dahab’ta kendi kültürlerini devam ettirip tanıtabiliyorlar. Dahab yakınlarındaki dağlarla çevrili bir düzlükte yere kilimler serilmiş, ortaya ateşler yakılmıştı. Bazen popüler müzik de çalsalar da Bedeviler’e ait müzikler de çalındı. Bir araya oturmuş Bedevi adamlar darbuka benzeri bir alet çalarken diğerleri ona alkışla eşlik etti. Ardından iki elindeki ateşli iplerle bir adam şov yaptı.İnsanları ortaya alıp ateşli ipleri onların üzerinden geçirdi. Ben de tanımadığım bir çocukla birlikte çıkıp yaptım. Oldukça hoş ve geleneksel bir geceydi. Bir de bize sözde Bedevi yemeği verdiler. Hazır sandviç ekmeği arasında, biri krem peynirli, biri, kaşar benzeri bir peynirli biri de salamlı 3 sandviç. Çocuk kandırır gibi, bakın size akşam da yemek veriyoruz!

BEDEVİ AKŞAMI

AIESEC'İN SÖZDE YEMEKLERİ

GRAZIELA (BREZİLYALI), DENİZ, ÖYKÜ, MERVE, OUSAMA (PAKİSTANLI), NCA


7.07.2017 – DAHAB

Dahab’ta ikinci gün: Scuba-diving. Gittiğim yeri sonuna kadar yaşamak isterim. Bu yüzden erkenden kalktım otelin açık büfe kahvaltısına gittim. Sonunda açık büfeden tıka basa yiyip güzel şeyler tadabilecektim diye düşünürken olmadı. Tüm tabağımı doldurdum. Açık büfeden aç kalınabileceğini de görmüş oldum. Pörsümüş domatesler, tatsız zeytinler, yanmış kurabiyeler(burada usul böyle galiba), tadı kokusu kadar kötü lor peyniri tarzı bir peynir, çirkin hurma, hamuru pişmemiş tart… En azından eski kaşar benzeri iki peynir, buranın geleneksel kahvaltısı bakla haşlaması ve yoğurt vardı ki onların da tadı çok güzel olmasa da yenilebilecek düzeyde idiler.

AÇIK BÜFE KAHVALTI

Yemekten sonra sahilde yürüdüm, kasabayı dolaştım, oldukça sakin ve oldukça turistik idi. Sanki gerçekten Mısır’da değildim.

DAHAB SAHİL

Öğlene doğru kamyonetlere atladık ve dosdoğru 3 Pools denen sahile gittik. 350 Pound ödeyip biraz uzun süre beklesek de sıramız geldi. Ben Brezilyalı kız Graziela ile daldım. Dalış kıyafetlerini giydik, tüpleri taktık(biraz ağırdı). Tüpten aldığım nefes sanki yetersiz gibi hissettiriyordu. Neyse takmamaya çalışıp daldım, adam bizi sırtımızdan tutup yönlendiriyordu. Açıkçası dün Şnorkel ile daldığımız Blue Hole daha renkli mercan ve balıklara sahipti. Burası da fena değildi ama beklentimin altında kaldı. Dalış sırasında kulakta basınçtan dolayı acı oluşabilir dediler, ve bende birkaç defa oluştu ama o acı olması gerektiği kadar mıydı yoksa fazla mıydı bir türlü karar veremedim, dayanmaya çalıştım. Bir de dalış esnasında sürekli ağızdan nefes alındığı için tükürük üretilmiyor ve damak kuruyor, bu yüzden yutkunamadım bu da biraz kötü hissettirdi. Yani dalış zevkliydi ama çok da benlik değil, biraz tehlikede hissettiriyor.

SCUBA DIVING - GRAZIELA & NCA

Dalış sonrası yemeğe gittik. Yemekler başka bir otelde veriliyor. Yemekte pilav, tavuk ızgara ve bamya yemeği ya da çorbası vardı. Bamyalar o kadar kötüydü ki kabuk olmuştu çiğnenmiyordu, çekirdekleri kıtır kıtır ağza geliyordu. Aslında suyu ve baharatları oldukça güzeldi ama sebzeler kötüydü. Yemek sonrası Sharm el-Sheikh için yola koyulduk. Normalde gündüz gitmemiz gereken yere saat 11'e doğru vardık. Her şey gecikerek işliyor ve hiç benlik değil. Vardığımızda bize akşam yemeği diye otelden lavaşa benzer şeyler ile sabahki sosisli biberli yemeği, bal ve meyve suyu paketlemişler. Çok şükür akşam yemeği veriyorlar(!) Burada parti düzenlemişlerdi, Hard Rock Cafe’de. Görmediğimiz bir şehre gelmişiz, bizi partiye getiriyorlar. Sorduğumda ise "Burada gezilecek bir şey yok sadece bir cadde var işte." dedi bir de başımızdaki çocuk. Neyse ben biraz partide durduktan sonra Brezilyalı Graziela ile çıkıp dolaştım. Dahab’tan kat kat büyük, birçok dükkanın, eğlence yerinin olduğu bayağı turistik bir şehirdi. Gündüz gidemediğim için oldukça üzüldüm. Çocuk kandırır gibi kendi uyuşukluklarından kaynaklanan problemi sonra da zaten gezecek bir şey yok diye uydurmaları sinir bozucuydu.



8.07.2017 – DAHAB

Sharm El-Sheikh’ten gece 3’te yola çıkıp sabah 5’te yatağa girdim. Bence insanlar partilerde eğlenmiyor. Burada iki partiye gittim, ikisinde de bir iki kişi aşırı dans ediyor, müzikle bile alakası olmayan bir biçimde, diğerleri orada öylesine takılıyor. İnsanlar çok eğlenmese bile gitmemiş olmamak için, yalnız kalmamak için böyle şeylere katılıyorlar. Ama parti sırasında kimse kimse ile iletişim kurmuyor neredeyse, bu partilerin insanları kaynaştıracağını düşünüyorlar ama bence öyle değil.

3 POOLS

Yine günü değerlendirmek adına az uyumuş olsam da 8.30 da kalktım. Bakla kahvaltımı yapıp, dolaştım. İnsanlar ta öğlen uyandı. Bugün yine 3 Pools’a gidip ATV turu yapacaktık. Önce Graziela ile ikili yapmaya karar verdik. Ardından ben tek yaptım 145 Pound verip. İyi ki de öyle yapmışım. İlk defa ATV kullandım, çok zevkliydi. Deniz kenarından başlayan bir parkurda dağa doğru çıktık, orada mola verip yürüyerek biraz dağa tırmandık, ardından tekrar motorlara binip parkuru tamamladık. İki kişi yapınca biri gidiş biri dönüş kullanıyor ve gidiş daha keyifli. Ve tam alışıp hoşuna gittiğinde değiştirmek üzücü bence. Bir de yaklaşık 20 motor arka arkaya olunca çoğu bölümde zaten hız yapamıyorsun ki ben çokça kez hız yapmak için yan yollardan kaçarak gittim. Çok keyifliydi. Oradan çıkıp yine öğle yemeğine gittik. Yemekte bu sefer patetesle pişirilmiş güzel bir et yemeği, turuncu renkte lordan sulu bir peynir sosu vardı ki buna bayıldım.

Akşam Saint Catherine tırmanışı için yola çıkılacak, yorucu olacağa benziyor. Biraz dinlenmek gerek.

ATV

DAHAB'TA BİR FALAFELCİ

FALAFELCİDE YUMURTALAR


9.07.2017 - DAHAB

Saint Catherine için tırmanışa 12’yi biraz geçerken başlayabildik. Her zamanki gibi rötarlarla dolu seyahatimiz yine şaşırtmadı. Aslında Sina Dağı’na tırmandık. Yaklaşık 3 saatlik bir tırmanış ve 2 saatlik bir iniş yaptık. Sina Dağı Mısır’ın en yüksek ikinci dağı: 2285 metre. Eğimli bir düzlükte başlayan tırmanış, son kısmında sadece taştan basamaklardan oluşan bir yola dönüşüyor. Dikkatli atılması gereken adımlar, yorulan bacaklar (pek yorulmadım), ama en kötüsü git git bitmeyen bir yol.

SİNA DAĞI'NA GECE TIRMANIŞI

Tam güneşin doğuşuna yetiştik tepeye vardığımızda, en azından buna rötar denk gelmedi. Tepede St. Trinité Şapeli ve çatısı olmayan taştan bir binada camii var. Caminin içi açıktı ama şapel haftasonları açık olmuyormuş. Muhteşem bir manzara vardı. Yürüyüş boyunca bizi aydınlatan dolunayın yerini güneşin almasını izledik. Huzur vericiydi. Ama dönüş yolu pek de öyle değildi.

SİNA TEPESİ

ST. TRİNİTE ŞAPELİ

TEPEDEKİ CAMİNİN İÇİ

Neden bilmiyorum ama dönüş parkuru farklıydı ve sadece taştan merdivenden oluşuyordu. Çok dikkatli basmak gerekiyordu. İndikçe yaklaştığını sandığın bir türlü varamadığın bir yola dönmüştü. Ayağımda da en rahatsız spor ayakkabıları olunca fenalık gelmişti. İnsanlar nefes nefes kalmış, bacakları acıyordı, ama beni sıkan bunlar değil ayağımı acıtan ayakkabı ve bitmek bilmeyen bir yoldu. Tek sıra halinde giden grubun başına bir de nasıl olduysa ben geçmiştim, herkes arkamda sanki ben yönetiyordum. Bu tırmanış sayesinde Pilates ve fitliğin de faydalarını görmüş oldum. Buradan dönene kadar ne hale döneceğim bilmiyorum ama. Sabah 8’e doğru tamamen indik. İndiğimiz alanda St. Catherine Manastırı denen kale ve surlar ile çevrili hoş bir kompleks yapı vardı. Burası Eski Ahit kayıtlarının bulunduğu ve Hz. Musa’ya On Emir’in yazılı olduğu tabletlerin gönderildiği bir yer. İçini çok merak ettiğim yapı şu an polis binası olarak kullanıldığı içine giriş yokmuş. Fakat içindeki kilisenin çanları biz inişteyken çaldı ve dağlarda yankılandı, çok hoştu.

İNİŞ

İnsanlar yorgunluktan bayılmışçasına dönüş yolunda uykuya geçti. Ben az uyumamama rağmen pek de yorgun hissetmiyordum. Otele gelip eşyaları topladık. Saat 3’teki otobüs için bekledik. O sırada çarşıdan biraz alışveriş yaptım, (bazılarını dün aldım ama): ip örgülü kartpostal, antep fıstığı kabuğundan küçük balık magneti, Fransızca Mısır rehberi kitabı, 5’li küçük birbirine bağlı halılar, çöl gülü dene dekoratif bir kuru çiçek(sanırım çayı da yapılıyormuş). Bir de Türk kızlar ile deniz kenarındaki bir kafede dondurmalı ananas ve muz kızartması yedik. Muz kızartması mükemmel ötesiydi. Tıpkı şuruplu lokma gibiydi.

ANANAS & MUZ KIZARTMASI

Saat 3’te başlayacak yolculuğumuz tabii ki de geç kaldı ve saat 5’te ancak yola çıkabildik. Yol boyunca hava kararmadan uyumamaya çalıştım, zaten uykum da yoktu, sadece yıl içinde Shuttle’lardan alıştığım otobüste uyku keyfim vardı. Mısır’da yollar o kadar boş ki, otobüs sanırım son süratle gidiyordu. Resmen uçuyorduk. Hızdan bilgisayara yazı bile yazamadım.



Dahab’tan yazmayı unuttuğum hikaye:

Öykü, ben ve Merve otelden çıkıp bakkala su almaya gittik. O sırada Merve’yi gören bir adam "Sen Müslüman mısın?" dedi, gel sana bir hediye vereyim. Hediye lafını duyunca ben de atladım hemen gittim arkalarından. Öykü de geldi. Adam meğerse parfümcüymüş. Bize güzel parfüm şişeleri hediye etti. Sonra da bunları doldurmak için parfüm almamız gerektiğini söyledi ve başladı parfümleri koklatmaya. Emrivaki bir şekilde aldık parfümleri. 180 Pound ile başladık zorla 80 Pound’a indirdik. Sözde adam bize çay da ısmarladı ama hiçbir şey gelmedi. Mısır’da "Müslüman mısın?" sorusu üzerine çay ısmarlanıyorsa orada kesin bir çıkar vardır. Ben 50 Pound’a indirmeye çalıştıkça adam beni öldürecekmiş gibi baktı. Kızların parfümünü güzelce paketledi, ben benimkini de paketlesin diye 10 defa söyledim. Yine korkunç bir bakış atıp paketledi. Normalde açık olan dükkan kapısını da kapattı. Tek başına olsa insan korkar. Daha sonra gördükçe el sallayıp bizi yine içeri sokmaya çalıştı ama bu sefer yemedik. Mısır insanı samimi gözükünce kesinlikle altından bir kurnazlık çıkıyor.


PARFÜMCÜ ADAM

SÖZDE HEDİYE PARFÜM ŞİŞELERİ