MISIR GÜNLÜKLERİ - GİZA


18.07.2017 - GİZA

Günün kelimesi ishal. Mısır’daki 18. günümde sonunda piramitlere gidecektim. Ama sabah karın ağrısıyla uyandım, ishal olmuştum. Evden çıkmadan 3-4 kez tuvaletimi yapıp Türkiye’den gelirken yanımda getirdiğim ilacımı içtim. Psikolojik olarak da kendimi şartladım. Her zamanki gibi rötar ile başladı gezimiz. Bu sefer öğrenciler zamanında gelmişken, kişi sayısına uygun otobüs getirilmediği için 1 saatten fazla bekleyip yola çıktık. Piramitler Giza‘da bulunuyor. Nil Nehri bir tarafı Kahire, bir tarafı Giza. Aslında iki farklı şehir gibi. Ama o kadar yakınlar ki tek bir şehir gibi işliyor her şey. Türkçesi aslında Gize ama ben Giza demeyi tercih ediyorum. Kahire’nin en kalabalık 3. şehri konumunda, aynı zamanda dünyanın en büyük 2. banliyösü olma özelliğini taşıyor, çünkü kendi başına bir şehir olmasına rağmen aslında Kahire’nin bir banliyösü. Piramitler Giza gecekondu mahallesinin hemen yanında, arkası çöl olan bir alana kurulu. AIESEC’in bize aldığı biletlerin sadece piramitlerin olduğu alana girmelik olduğunu piramitlerin içine girmelik biletlerin ek olarak alındığını öğrenip bu durumu birkaç insana da söyledim, bizimle ilgilenen çocuklara da. “Tamam alırız!” diyorlar. Sonra birden herkesin bileti alınıp sırayla herkesi geçirmeye başladılar, ben de hani ek olarak bilet alınacaktı diye sordum, “Tamam, sen kenarda bekle!” dediler. Sonra bilet almak istediğini bildiğim birkaç kişiye haber verdim, kenarda beklemeye başladık. Ama grubun neredeyse tamamı bu durumdan haberdar değildi. Görevlilere bunu söylediğimde önce geçiştirdiler; daha sonra ısrar ettiğimde Sayko lakablı (beni havaalanından kimsenin almamasına sebep olan) sinirlendi, “Herkes farkında, bu onların tercihi, sen karışma” gibi bir laf etti. Ben de yanımdaki Myanmarlı kızı göstererek onun bu durumdan benim sayemde haberdar olduğunu belirttim, sonra "O zaman biri gitsin söylesin!"e döndü iş. Ama insanlarda bir sümsüklük oluşmuş. Myanmarlı kız bütün Çinli arkadaşlarının ek bilet almak istediğini bile bile sürekli ısrar etmeme rağmen gidip görevliler ile konuşmadı. Ek olarak aldığım biletler ile 2 piramide girebilecektim. Diğer girilebilen piramit ve tapınak kapalı idi. Ek olarak 2 yere gireceğim için de önceden uyarıldım:”Çabuk gezmeye çalış, grubu bekletme!”. Bunun üstüne ben de:”Çabuk gezmeyeceğim, buraya hayatımda bir defa geliyorum, iyice gezmek istiyorum, eğer ki beni beklemeyecekseniz bırakıp gidebilirsiniz!” Nihayetinde piramit alanına giriş yaptık. Bayağı büyük bir alandı.

GİZA PİRAMİTLERİ

Tam karşımda Keops Piramidi duruyordu. Bir arkasında Kefren. Keops Piramidi dünyanın 7 harikasından ayakta kalan tek eser. Normalde boyu 147 metre olmasına rağmen yılların aşınması sonucu biraz daha kısa imiş. Piramidin tabanı her kenarı 230 metre olan bir kare. Piramit Kral Keops adına milattan önce 2589-2566 yılları arasında yapılmış. Bu piramit buradaki en eski ve en büyük piramit olma özelliği taşıyor. Saat 12-13 arası girişe kapalı olduğu için Kefren Piramidi’ne doğru ilerlerken devesiyle bir adam bana beni gezdirme teklifi sundu. 50 Pound dedi, ben de olmaz dedim. Ne kadar istiyorsun dedi ben de 10 Pound dedim. Tamam gel dedi. Hiç ummadığım bir anda bindim. İlk defa deveye biniyordum. Hemen selfie çubuğunu taktım, başladım çekmeye. Ama aşırı rahatsızdı, sürekli sallanıyorduk çantam da rahatsız ediyordu. O sırada Kefren Piramidi’nin yanından geçtik. Kefren Piramidi bence içlerindeki en güzel piramit idi. Piramidin kalkerden olan koruyucu katmanının bir kısmı hala tepe kısmında duruyordu. Keops’tan biraz daha kısa ama bulunduğu alan çok hafif daha yüksek olduğu için sanki daha büyükmüş gibi algılanabiliyor. Maalesef ki bu piramidin içine giriş yok. Deveci adam birden parayı artırmaya başladı. "Ben seni gezdircem sen de bana güzellik yaparsın!" moduna girdi. Ben de inatla hayır derken en son kendimi “Tamam 50 Pound” derken buldum. Mikerinos Piramidi’ne geldiğimizde oraya gireceğimi , beni indirip beklemesini söyledim. İlk defa bir piramide girecektim. Bilet kontrolünden sonra aşağı doğru bir iniş başladı. 65,5 yüksekliğindeki bu piramidin diğer piramitlerden farkı defin odasının piramidin taban kısmında olmasıymış. Başını eğerek geçebildiğin tünelde kaymamak için belli aralıklar ile tahtalar çakılmıştı. İçerisinin havası dışarıya göre oldukça farklıydı. Serin ve nemliydi sanki. Tünel sonuç olarak tavanı yarım ay şeklinde olan granitten bir odaya getirdi beni Birkaç taş parçası vardı, pek de bir şey yoktu. Aynı zamanda girişin olmadığı iki oda daha vardı. Birinde birkaç oyuk varken diğerinde sanki taştan büyük bir tabut vardı. Bu piramidin diğer piramitlere göre oldukça küçük olmasının sebebinin zayıflamaya başlayan devlet otoritesi olduğu düşünülüyor. Bu piramidin yan tarafında ayrıca 3 tane de küçük piramit bulunuyor, bunlara uydu piramitler de deniliyor ki bunlar kraliçe mezarları. Piramitten çıkar çıkmaz deveci bağırarak bana seslendi. Ben de yanına gidip turu bitirebilir miyiz deyip 25 Pound’u uzattım. Bana bayağı sinirlendi. Benim zamanımı harcadın, seni bekledim burada dedi. Ama en son 80 Pound’a çıkardığı hizmetine o kadar para ödemek istemiyordum, inatlaşa inatlaşa 40 Pound verip ayrıldım.

KAZIKÇI GÜVENLİK GÖREVLİSİ

Mikerinos Piramidi’nin arka taraflarından dolanıp Sfenks’e giderken bir adam bana seslenip oralarda gezmenin yasak olduğunu söyledi. Ben de Sfenks’e nasıl gidebileceğimi sordum. “Tamam seni götürürüm, adın ne, nerelisin?” soruları üzerine yeniden başladığımı anladım. Yine takılmıştım birine… Bana Kenthkaus Mezarı gibi piramitlerin yanında bulunan daha küçük çaplı mezar ve tapınakları gezdirmeye başladı. Bana güvenlik kartını gösterdi, odalara götürdü. Hatta kilitlenmiş bazı odaları gösterip “Buraya girmek ister misin?” diye bile sordu. Biraz saf ve şaşı gözler vardı. Bir seferinde beni bayağı yerin altına inmeli bir odaya sokmak istedi, ben de inatla gitmedim her ne kadar bana oranın çok güzel olduğunu söylese de. En son benden bahşiş istediğinde önce anlamamazlıktan gelip bana güvenlik olduğunu söylediğini söyledim. Yavaşça ordan uzaklaştım. Biraz korkutucuydu ama onun sayesinde de göremeyeceğim birçok yeri görmüş oldum, bana duvarlardaki hiyeroglif ve resimleri gösterdi, ne kadar doğruydu bilmiyorum ama kralın meditasyon odası olduğunu söylediği odalar vs. Oradan geçtim Sfenks’e. Sfenks aslan vücutlu insan başlı bir keykel. Araplar tarafından Abou El-Houl yani “Korkunun Babası” olarak tanımlanıyor. Kefren’in kraliyeti sırasında yapıldığı düşünülen yapı dünyadaki en büyük tek-taş heykeli olup 73.5 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 20 metre yüksekliğinde imiş. Kraliyetin

simgesi olan aslanın insan başında olması kralın gücünün göstergesi imiş. Güneş’in doğduğu tarafa bakması ise piramitlerin koruyucusu olma özelliğini taşıyormuş. Nedense Sfenks’te en çok hoşuma giden kıvrımlı bir şekilde yapılmış olan kuyruğu oldu.

SFENKS

Sfenks’ten sonra terletici bir yokuş sonrası Keops Piramidi’nin içine girmeye gittim. Diğer girdiğim piramidin aksine bu piramidin defin odası tepede idi. Kısa düz bir tüneli aştıktan yol ikiye ayrılıyordu. Ama aşağıdaki yeraltı odasına ulaşım yoktu. Ve zorlu tırmanış başladı. Kafa eğik bir şekilde durmadan kaymadan sırılsıklam bir tırmanış. Sırılsıklam oldum. Yüce Keops’un mezar odasına ulaştım.

KEOPS PİRAMİDİ

İçeride yalnızca içi boş taştan bir tabut duruyordu. Maalesef bu piramitte sadece bu tabut bulunmuş. Kralın mumyasına ne olduğu bilinemiyormuş. İçeriye koydukları ışık, taştan yarı kubbeli siyah odaya ulaşınca insan gerçekten mutlu oluyordu. Fotoğraf çekimi falan derken piramitten çıktım. Gerçekten ek olarak para ödediğime değdi. Buraya kadar gelip bunun içine girmemek kadar aptallık olamaz herhalde. 100 Pound:20 TL. Bir yemek parası denilebilir, neyin hesabını yapıyorlar anlamadım. Buraya gelen neredeyse herkesin parası daha değerli kimseye buradaki fiyatlar fazla gelmiyor.

KRAL KEOPS'UN MEZARI

Ardından piramidin hemen arkasında bulunan Keops Teknesi Müzesi’ne girdim ek olarak 30 Pound verip. Görmesem olmazdı! Keops Piramidi’nin yan taraflarında da kraliçe mezarlarının dışında 4 tane çukur bulunuyor. Bu çukurlar Güneş Teknesi adı verilen tekneler için yapılmış çukurluklar. Bu tekneler yeniden dirilecek kralın Güneş Tanrısı Ra ile cennete seyahat edeceği araçlar olarak biliniyormuş. Bu çukurlardaki teknelerin 2 farklı işlevi olduğu düşünülüyor. Biri kralın cenazesinin Nil Nehri’nde bu tekneler aracılığı ile taşındığı diğeri ise kralın ölümden sonraki yaşamında kullanması için olduğu yönünde. 1954 yılında 1124 parçasının bulunan bir teknenin parçaları profesyonel bir ekip tarafından birleştirilip piramidin arkasına değişik bir müze açılmış. Teknenin yapılış aşamalarının fotoğraflarının olduğu alt kattan yukarı çıktığımda kocaman tekneyi gördüm. Teknenin etrafını çevreleyen katmanlardaki balkonlara çıkınca tekne her yönüyle görülebiliyor. Kocaman kürekleri ile çok etkileyiciydi.

GÜNEŞ TEKNESİ

Ardından grubu yakalamak üzere aşağı inerken Sayko denilen aptal beni yukarı çıkardı inmemi engelledi. Bunlar ben kendi başıma dolaşırken deveye binmişlerdi, ve devecilerle para konusunda kavga çıkmıştı. Deveye bine insanları toplayıp konuşmaya gidiyordu. Benim orada olmamın hiç anlamı yoktu. Otobüse doğru ilerlemeye başladık ve ben tuvalete gitmem gerektiğini söyledim. Başka bir görevli otobüsün şimdi kalkacağını gidemeyeceğimi söyledi. Ben de mecburum , o zaman gidin dedim. Koşturarak tuvalete gidip işimi hallettim. Geldiğimde otobüs yoktu. Uzun uğraşlar sonucu kendimi aldırdım. Sayko ile telefonda bağıra bağıra kavga ettim. Her gün uyuyan insanlar geziye gelsin diye 1 saat bekliyorduk ama beni 5 dk beklememişlerdi. Piramit maceramın en akılda kalacak anısı da bu olmuş oldu. Eve gelip duş alıp Abu Ramy’e yemeğe çıktım Tarb Meal ve Lesan Asfour söyledim. Lesan Asfour Arapça’da kuş dili anlamına geliyormuş, yani şehriye çorbası. Mercimek ve domateste olduğu gibi bu çorbada içindeki baharat ve soğanlar ile Türkiye’deki çorbalardan daha güzel geldi bana. Tarb ise kuzu yağı ile sarılmış köftelerden oluşan bir yemekti ki Mısır’da şu ana kadar yediğim en güzel yemek diyebilirim.

LESAN ASFOUR

TARB

Restorandan çıktım ve eve yürüyemeyecektim çünkü tuvaletim gelmişti. Hemen restorana geri dönüp tuvalete girdim. Çıktıktan 2 dk sonra tekrar geldi bu sefer utanıp başka bir restoranın tuvaletine kimseye gözükmeden girip çıktım. Umarım kısa sürede iyileşirim.