MISIR GÜNLÜKLERİ - SİYAH & BEYAZ ÇÖLLER

Güncelleme tarihi: 14 Eki 2018


14.07.2017 SİYAH & BEYAZ ÇÖL

Sabah 4‘te kalkıp hazırlandım. Gece az uyusam da yolda zaten uyuyacaktım. Ev arkadaşlarım ile Uber çağırıp otobüsün kalkacağı yere gittik. Her zamanki olağan rötarımızla 6.30’da yola çıktık. Kahire’den çıkarken piramitleri uzaktan da olsa gördük, ayrıca devasa boyuttaki Mısır’ın en büyük alışveriş merkezi Mall of Egypt’i de. Yaklaşık 2,5 saat sonra ilk durak yerimizde idik. Filmlerdeki gibi çölün ortasında bir benzinlik yanında pislik içinde bir kafeterya. Çölde tuvaletimi yapamam diye tuvalete gireyim dedim ama o kadar pisti ki yapamadım, param da boşa gitti. Sonra benzinliğe girdi otobüs. Benzin dolduran makinenin sayacı bayağı antikaydı. Sürekli dönen bir sayaç, benzin doldurdukça tık tık değişen sayılar. Gerçekten bir 30 yıl öncesi gibi.


ÇÖLDE MOLA

TUVALET

PALM YAĞLARI

BENZİNLİK

Ardından çölün ortasında dümdüz sağı solu sadece kum olan bir yol. Uyumamak elde değil. Bahariye Vahası’na vardık. Bir kafe gibi bir yerde yine tuvalet molası ve kahvaltı. Pislikten yine tuvaletimi yapamadım. Sadece bisküvi, cips ve meyve suyundan oluşan kahvaltıda da hiçbir şey yiyemedim. Ve burada hayatımda ilk kez bir mango ağacı da gördüm. Uzun ince yapraklı, yeşil meyvelerin dalları yatırdığı bir ağaç. Burdan 4x4 lere bindik. Çöl maceramız başlıyordu.

4x4

Hot Spring'te denilen El Heiz Su Tesisi’ne gittik. Çöldeki bütün etkinliklerimiz bu kurum tarafından düzenlendi. Mayomu getirmediğim için buradaki havuza giremedim ki çok da girilesi bir yer değili. Minnacık bir beton havuzun içine sürekli akan bir borudan gelen suyun içinde 30 kişi.. Ben de pek suya girmeyen Asyalı çekik gözlülerle oturdum. Önce mor üzüm ikram ettiler, ardından öğle yemeğimiz geldi. Ortaya ton balığı, turunculu domatesli peynir ve şakşuka dedikleri domatesli biberli ve içinde peynir mi yumurta mı olduğunu anlayamadığım menemen tarzı bir yemek. Yanında kaşık ya da çatal getirmedikleri için hepsini ekmekle yemek zorunda kaldık. İster istemez karbonhidratla beslenmeye zorlanıyordum, ama belki akşam güzel yemek olmaz diye de hiç aldırış etmeden yedim.





EL HEIZ SU TESİSİ'NDE YEMEK

4x4lere binip Kristal Dağı’na gittik. Çölde belki mesafeler çok da uzun değil, ama değişmeyen görüntünün içinde ilerleyince insanın kafası yoruluyor biraz hemen uykuya geçiriyor kendini. Uyumak için koyun sayın dedikleri gibi sürekli benzer şeyi görmek belki de uyutuyor insanı. Çöldeki bu dağın içindeki mağaraya kumda sürünerek girdikten sonra tavanda oluşan kristalleri gördük ve mağarada sürünmeye devam edip dağın tepesine çıktık. Çok farklı bir manzara, değişik tepeler ve kaya oluşumları.

KRİSTAL DAĞI

ÇÖL OLUŞUMLARI

Oradan ayrılıp çölde sörf yapmaya Akabet denen bölgeye gittik. Akabet Arapça “mucizevi, büyüleyici” anlamına geliyormuş ki bence de öyleydi. Altın rengi çöl kumu, kumların üzerinde kocaman dağ benzeri yer şekilleri. Kumların güzel bir eğim oluşturduğu bölgede önce tadı mükemmel olan hurma dağıttılar sonra verdikleri tahtaların üzerinde sörf yapmaya çalıştık. Doğru eğimi bulup düşmeden kaymak biraz zordu. Uzun çabalar sonucu en sonuncu kayışım mükemmeldi. Hava kararmaya başladı ve Beyaz Çöl’e kamp yerimize doğru gitmeye başladık. Şoför arabayı tepelere, eğimlere sürüyordu, hız yapıyordu ve bayağı zevkli ve heyecanlı oluyordu yol.



AKABET

ÇÖL SÖRFÜ

Kamp yerine vardığımızda hava iyice karardı. Arabaları yan yan koyup renkli kumaşlardan bir tarafı açık dikdörtgen şeklinde bir paravan yaptılar. Kamp ateşi yakıldı. Tencereler, tavalar, küçük masalar, örtüler… Her şey için çok hazırlıklıydılar. Biraz uzun sürse de pilav, patates yemeği, salata ve tavuk ızgara yaptılar. Pilavı ayçiçek yağı ile, şehriyeli ve mısır unlu yaptılar. Neden un kattılar hiç bilmiyorum. Ayrıca bu ülkede daha hiç zeytinyağı görmedim o yüzden artık yemekleri pek sorgulayamıyorum. Adamın yemeği yaptığı kepçeyle yemeği tatması, elmayı hart hurt yerken tükürüklediği eliyle domates doğraması artık pek de umurumda olmamaya başladı; çünkü bunları düşünürsem aç kalacağımı biliyorum.

Yemeklerimizi güzelce yedik ve kamp ateşinin yanına geçtik. Ateşte çay demlediler, şekerli demlemişler! Mısırlılar şekere bayılıyor, tuzlu yiyeceklerinin hamuru bile şekerli ayrıca kahve ve çay mutlaka şekerli içiliyor. Kamp ateşi etrafında darbuka, kaval benzeri çalgılarını çalmaya başladılar. Dans ettiler. Sabahtan beri bizi çölde gezdirip, kamp kurdular, yemek yaptılar ve üstüne eğlendiler. İşlerini gerçekten zevkle yapıyorlardı. Karanlık iken bari kimse fark etmeden çöle tuvaletimi yapayım dedim ve vücudum zorlandığımı anladığı için sanki tuvaletim gelmiyordu ve yapamadım. İlerleyen saatlerde yavaş yavaş herkes kendine bir yatak alıp kuma serdi ve çölün ortasında uykuya geçildi.

BEDEVİLER İLE KAMP ATEŞİ


15.07.2017 SİYAH & BEYAZ ÇÖL

Güneş’in ilk ışıklarıyla değil de sabahın soğuğu ile uyandım. Çölün ortasında mini şort ve kısa kollu. Gece gündüz sıcaklık farkı çok yüksek olduğu için bayağı serindi. Yedek kıyafetlerimi üzerime örtüp biraz daha uyuyup Güneş’in doğuşunu izledim.

KAMP SABAHI

Yalnız bir problem vardı. Dün hiç tuvaletimi yapmadığım için kimseler uyanmadan çölde bu işi halletmeliydim. Hemen kamp yerinden uzaklaştım, ama sanki inadına yapamadım tuvaletimi. Herkes uyanınca adamlar kahvaltımızı hazırladılar. Pek de beklemiyordum. Yine bisküvi meyve suyu verirler derken, omlet, fuul, reçel, çay, kahve verdiler. Her ne kadar hiçbiri tamamen sağlıklı ürünlerden oluşmasa da yedim.



ÇÖLDE KAHVALTI

Kahvaltı sonrası arabalara atladık ve Beyaz Çöl’deki kalkerli yapı ve rüzgarlar ile oluşmuş yeryüzü şekillerine baktık 4x4 ile. Mantar, tavuk gibi şekillere sahiptiler, oldukça etkileyici bir mekandı. Sonra bir tepeye çıkıp çöle panoramik olarak bakınca daha da etkilendim. Kocaman sonsuz bir alan o beyaz şekillerden oluşuyordu.

BEYAZ ÇÖL

Sanki aşırı hareket etmişiz gibi dünkü havuza girilen yere gittik tekrar öğle yemeğine. Yine ton balığı, sevdiğim turunculu peynir, cips ve yanında spagetti verdiler. Ve neyse ki bu sefer yanında kaşık da verdiler, yemek için bir sürü ekmek yemek zorunda kalmadım. Üstüne bir tabak daha turunculu peynir istedim. Oradan da hızla Siyah Çöl’geçtik. Çölün siyah olmasına sebep olan Yanardağ’ın tepesine çıktık. Sonunda bir yanardağa çıkmıştım. Ama tepesinde beklediğim gibi bir oyuk falan yoktu. Manzara mükemmel ötesiydi. Uçsuz bucaksız alanda bir sürü siyahlı dağ , ortadan üzerinden yalnız bir arabanın geçtiği iki ayrı yol. Çöle neden hala 3’er şeritli gidiş geliş ayrı bir yol yapmışlar anlayamadım. Toplam 2 gün boyunca 20 araba görmemişizdir. Üzerine yolun ortasındaki refüje ve kenarlarına duvarlar örülüyor o sıcakta işçiler tarafından. Muhtemelen çöl kumları yola girmesin diye ama yapılan masrafa ve emeğe değecek bir sonuç alacaklarını düşünmüyorum. Yapılmış yerlerde bile hala kumlar vardı yolun kenarlarında birikmiş ki tenha bir yola bu kadar masraf edeceklerine gidip Kahire’yi temizletip boyasalar daha iyi olur bence.

SİYAH ÇÖL

Dağdan sonra da otobüslerin bizi alacağı yere bırakıldık ve yaklaşık 6 saat süren yolculuğa başladık. Yolculuk boyunca tek korkum tuvaletim gelirse ve altıma yaparsam oldu. Son 2 saate kadar pek bir şey hissetmedim. Kahire’ye girdiğimizde sanki ben eve ulaşamayım diye aşırı bir trafik vardı. Otobüsten inince bu sefer Uber bir türlü bizi bulamadı, fenalık gelmişti artık. Eve gelince derhal kendimi tuvalete attım. İlginç bir şekilde tuvaletim aslında yokmuş. Ama o kadar yediğim nereye gitti hiç bilmiyorum. Sonra yine kapış yaparak duş aldım (yatılı hayata geri dönmüş gibi), her yerden kumlar aktı. Sonunda gezmekten yorulmaya başladım, mutluyum!