KEMERALTI'NDA NE YENİR?

Abbas'ın Yeri Kemeraltı'nda favori mekanım Abbas'ın Yeri! Tüm yemeklerini tadasım sürekli gidesim geliyor. İlk gittiğimizde sabahın erken saatleri idi ve meşhur Kelle Çorbası'nı içtik. Hayatımda bu kadar lezzetli, bu kadar etli, suyundan çok eti olan bir kelle çorbası içmemiştim. Dana kelleden yaptıkları çorbanın bir tabağı dediklerine göre yarım porsiyon imiş. Ama İstanbul’daki çorbaları düşünürsek 3 porsiyonluk et içerdiğini söyleyebilirim. Diğer yemeklerini tatmak üzere gittiğimde şansıma etli Şevket-i Bostan ve İşkembeli Nohut vardı. Yabani olarak yetişen Şevket-i Bostan'ı bol etle yemeğini yapmışlardı. Çok lezzetli ve doyurucuydu. Yemek koyan kadının bir tabak yemeğin bile yeteceğini söylemesine rağmem istediğim İşkembeli Nohut ise çok farklıydı. Sanki işkembe çorbasına nohut eklenmiş gibiydi. Fakat işkembenin çok da ısırılmaya uygun olmayan yapısı biraz da çiğneyemeden yutmaya sebep oluyordu, dana işkembesi kullanmışlardı çünkü. Mekanda ayrıca dana kavurma ve elmalı zeytinyağlı kuru fasulye de tattım. Çorba bazılarına fazla gelebilir. Onun yerine kavurma yemelerini öneririm. Fasulye de hafif yemek severler için ideal. Mekanda ayrıca çok güzel görünen köfteli nohut, ekşili köfte gibi yemekler de var. Bulabildikleri sürece ördek de çıkarıyorlarmış. Burası İzmir'e giden herkesin mutlaka uğraması gereken bir mekan. Ama önerim birkaç yemek alıp bölüşe bölüşe yemeniz.

KELLE ÇORBASI


İŞKEMBELİ NOHUT

ŞEVKET-İ BOSTAN

ELMALI KURU FASULYE


Hisar Söğüşçüsü İzmir'de mutlaka denenmesi gereken yiyeceklerden biri Kelle Söğüş. Söğüş için birçok adres var; ama bunların en meşhuru Kemeraltı'nda bulunan Hisar Söğüşçüsü. Öncelikle kuzu kellesi soğuk suda iki saat bekletiliyor. Ardından güçlü ateşte kaynatıldıktan sonra kısık ateşte uzun süre pişiriliyor. Pişen kelle soğuk suda yıkandıktan sonra buzdolabında soğumaya bırakılıyor. Soğuk kellenin dil, yanak ve beyin kısımları kalın bir lavaşa sarılarak soğan, maydanoz, domates, kimyon, pul biber ve tuz eklenerek tüketiliyor. Mekanın sahibi Mustafa Bey 1975 yılında Niğde'den İzmir'e göçmüş ve seyyar arabasında söğüş satarak bu işe başlamış. Bu lezzeti İzmir ile bütünleştirmiş. İzmir'de söğüşü ilk kez burada tattım. Fena değildi, lavaşı çok kalındı ve lavaş yemediğim için tüketmesi biraz zor oldu. İçine eklenmiş soğan, maydanoz ete çok yakışmıştı. Bir porsiyon 17 TL (2018’de). İstanbul'da var mı diye soranlara ise Beşiktaş'taki Baba Söğüş'ü öneririm. Unutmayın sakatat oldukça faydalı. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın dediği gibi "Sakatat yiyin, sakata gelmeyin!"