KUTAİSİ

En son güncellendiği tarih: 28 Eyl 2018

Gürcistan’ın Imereti bölgesinin baş şehri olan Kutaisi, Tiflis’ten sonra ülkenin enbüyük ikinci şehri olma özelliği taşıyor. Öyle Batum, Tiflis, Signagi gibi çok turistik bir şehir değil ama Batum öncesi bence mutlaka uğranması gereken bir yer. Öncesinde Goris adlı şehre de gitmeyi düşündüysem de içimden direkt Kutaisi’ye gitmem gerektiğini hissedip Tiflis’den dolmuşa binip kendimi buraya attım.

Kutaisi için Tiflis Didube Otobüs Terminali’nden dolmuşa binmek gerekiyor. Her gün 08.00’den 14.00’e kadar her yarım saatte bir; 14.00’ten 20.00’e ise her saat başı kalkıyor bu dolmuşlar. Ben de 4 gibi dolmuşa bindim, 3 saati biraz aşan yolculuğu sonrası Kutaisi’deydim.

TİFLİS DİDUBE OTOBÜS TERMİNALİ

Hava kararmıştı, otobüs terminali de rezervasyon yaptırdığım hostele oldukça uzaktı. Çaresiz bir şekilde taksiciye muhtaç kaldım. Tiflis’ten buraya 10 Lari’ye gelmiştim, taksici benden 15 Lari istiyordu. Ben de inat edince birden 10’a düşürdü. Yine fazlaydı. Ben 7 dedim o 10’da direndi. Sonra muhtemelen küfrederek gitti. Bizi izleyen öbür taksici de fırsattan istifade 7’ye tamam dedi. Muhtemelen 7 bile pahalıydı ama yapacak bir şey yoktu. Şoför saftirikti, kapı numarasını bir türlü bulamayınca arabadan inip beni hostelin kapısına kadar bıraktı.

Hostel Fortuna’yı baba kız işletiyorlardı. 4 kişilik odamda bir de İranlı bir müzisyen kalıyordu. Türkiye’de kalmış, az çok Türkçe biliyordu. Amacı Gürcistan’da iş bulup buranın vatandaşlığını alıp ileride Avrupa’ya geçmekmiş.

Gün boyu hiçbir şey yemediğimi fark edince gece yarısı kendimi sokağa attım. Gürcistan’da dışarıda yeme kültürü Ermenistan’a göre daha yaygın. Gece hayatı da az şehirde az çok olduğu için yiyebilecek bir yer buldum neyse ki. Gece gece bir çorba iyi gider diye düşünüp “Chikhirtma” söyledim. Çıkırtma, aslında bir tavuk çorbası, biraz bizim kelle paçaya benziyor. Çünkü çorba yapılırken yumurta ve unla terbiye yapılıyor. Bunların dışında çorbanın içerisinde bol miktarda soğan, taze kişniş, sarımsak ve sirke kullanılıyor. Keşke sirke opsiyonel olsaydı çünkü aşırı miktarda koymuşlardı, o yüzden daha çok sirke içer gibi hissettim. Zaten endüstriyel sirke de tüketmeyi pek sevmediğim için bir yerden sonra zorla içtim diyebilirim. Çorbanın içine koyulan tavuk parçaları aşırı büyüktü, o tavukları nasıl çorbayla içiyorlar anlayamadım. Çünkü kemikleriyle birlikte koyulan parçalar ağza sokulamayacak kadar büyüktü. Bu sadece buraya özgü değil, tüm ülkede bu şekilde yapılıyor. Fikir çok güzeldi ancak malzemelerin doğru kullanımı yanlıştı diyebilirim. Bu çorbaya 9 Lari ödeyip, hostele uyumaya döndüm.

Kutaisi’de sabaha her yerde olduğu gibi erkenden başladım. Öncelikle şehrin ana meydanına bir de gün yüzüyle görmek üzere tekrar gittim. Meydan, Meskhishvili Tiyatrosu’nun hemen önünde, ortasında da Colchis Çeşmesi. Çeşme üzerinde bulunan birbirinden farklı hayvan heykelleri ile dikkat çekiyor. Bunlar arkeolojik kazılarda çıkan eserlerin birer kopyası imiş. Zaten Gürcistan’da insan önüne çıkan heykellere bir yerden sonra alışıyor. Her yer birbirinden farklı,alışılmamış tipte heykelle dolu; heykeller halkla iç içe.

MESKHISHVILI TİYATROSU

COLCHIS ÇEŞMESİ

Hemen meydana bakan Kutaisi Park’tan aşağıya doğru inince sağ tarafta bir anda bir kalabalık belirmeye başladı. Bu kalabalık pazarın habercisi olabilir mi? Tabii ki! Gürcü pazarları çok eğlenceli. Her gün aynı yerde kapalı mekanlarda olan pazarlarda sebze ve meyve dışında, peynir, et, un, baklagil bulunuyor ve biraz daha turistik amaçlı olarak ülkenin meşhur tatlı sucuğu “Churchkhela” ve pestili “Tklapi” satıyorlar. Pazarlar bir karmaşa. Bir yandan yeni kesilmiş bir domuz el arabasıyla önümden geçiyor, öbür tarafa bakıyorum yerde bir domuz kafası. Bir tarafta kadın kestiği Churchkhela’dan zorla tattırıyor, onu kibarca reddedip ilerlerken karşıma kafası ve ayaklarıyla satılan tavuklar çıkıyor. Gürcistan’da markette dahi tavuklar ayak ve kafaları temizlenmeden satılıyor. Sanırım ayaklarını yiyorlar; çünkü Ermenistan’da bir markette temizlenmiş ayaklar vakumlu paketlerde satılıyordu. Belki de Tavuk Paça yapıyorlardır. Pazardan çıkar çıkmaz kendimi yine bir fırının önünde buldum. Bu sefer tadacağım hamurişi mantarlı. Bizde kır pidesi diye satılan pidelerin hamuruna benzer bir yapıda, içerisinde bolca baharatlanmış mantar ve yine pirinç var. Mantar zaten pek olmamış, bir de pirinç ne oluyor anlayamıyorum.

PAZARDA DOMUZ KAFASI

PAZARDA TURŞUCULAR

PAZARDA UNCULAR

Hamurumu yiye yiye doğruca Bagrati Katedrali’ne. Kutaisi’de de şehrin ortasından bir nehir akıyor. Ama bu Kura değil, Rioni Nehri. Kuzey Kafkaslar’dan doğan nehir Karadeniz’e Poti’den dökülüyor.


RİONİ NEHRİ

Bagrati Katedrali de şehrin karşı yakasında bulunuyor. Bir 10-15 dakikalık tırmanış gerekiyor yalnızca. Şehri kuşbakışı izleyen katedral UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınmış. 10. yüzyılda Kral III. Bagrat tarafından yaptırılan katedral 17. yüzyılda Osmanlı tarafından büyük ölçüde zarara uğratılmış. Hala restorasyonu devam eden yapının arka kısmının büyük ölçüde olmadığı, cam desteklerle kapatıldığı görülüyordu. Zaten yapılan restorasyonda da ister istemez yeni taş kaplam kullanıldığı iç mekandaki bazı bölümlerdeki zemin farklılığından anlaşılıyordu. Ben ve diğer turistler şanslıydık ki bir anda bahçede üç tane adam Gürcü enstrümanları çalarak geleneksel şarkılar söylemeye başladı. Üflemeli olan flüt, kaval benzeri çalgıya Salamuri, telli saz benzeri çalgıya da Panduri deniyormuş.


BAGRATİ KATEDRALİ

KATEDRALDEKİ MÜZİSYENLER

Şehir merkezinde gezilebilecek yerler arasında Kutaisi Devlet Tarih Müzesi, David Kakabadze Sanat Galerisi ve Ulusal Askeri Müze bulunuyor. Açıkçası artık 3 haftalık seyahatimin sonlarına doğru yaklaştığım için biraz yorgun ve müzelere doygun olduğum için buralara gitmedim. Şehir dışında gidilebilecek yerler arasında da Gelati Manastırı, Motsameta Manastırı, Prometheus Mağarası, Okatse Kanyonu, Sataplia Doğal Rezervi, Martvili Kanyonu bulunuyor. Buralara da gitmek toplu ulaşımla biraz zor, bazılarında taksi mecburiyeti var. 1 Lari de 2,5 TL’yi aşınca hiç para harcayasım gelmedi ve Batum’a geçmeye karar verdim. Hiç benlik bir düşünce yapısı değil ama paramızın değer kaybetmesi ve seyahatimin önceki günlerinde çok benzer aktiviteler yapmış olmam nedeniyle bazı fedakarlıklar yapmam gerekti. Doğrusu, seyahatim Gürcistan-Ermenistan-Azerbaycan şeklinde ilerlemeliydi. Gürcistan’a biraz yazık oldu.

KUTAİSİ

Kutaisi’den Batum’a sabah 7’den akşam 7’ye her saat dolmuş bulunuyor. Dolmuşların kalktığı otogara Turist Bilgilendirme Ofisi’nin karşısındaki parkın üstündeki yani pazarın başladığı caddeden 1 numaralı dolmuşla gidilebilir. Kutaisi’den Batum’a 3 saatten az bir sürede varılıyor. 17.50’de ise trenle Batum’a ulaşmak mümkün.

Kutaisi, temiz sokakları, tarihi yapıları ve pazarıyla görülmeyi hak eden bir şehir bence. Çevresindeki gezilecek yerlerle birlikte 3 gün harcanabilir. Benim gibi sadece merkezi gezecekler için günübirlik bir gezi ideal olacaktır.